|
Türk Silahlı Kuvvetleri, sınırın ötesine geçip, havadan terör
örgütünün kamplarını vurdu. Hemen ardından kara harekâtı başlattı. Sonra içeriye
yönelerek, eylem hazırlığındaki PKK’lıları etkisiz hale getirmeye çalıştı. Hatta
sıcak takip çerçevesinde birçok kez Kuzey Irak’a girdi...
Artık bitti, dağılma noktasına geldi denilen bir dönemde, 9 Mayıs
2008’de Şemdinli’ye bağlı Aktütün Köyü’ndeki Aktütün Karakolu’na saldırı
düzenlendi. Altı asker şehit oldu. Asıl dikkat çekense, terör örgütünün bu
saldırıyı yaklaşık 150 kişiyle gerçekleştirmesiydi. Öyle ya, ABD istihbarat
desteğinde bulunuyordu, insansız casus uçağı sürekli bilgi topluyordu. Örgüte
darbe üstüne darbe vuruluyordu. Peki, nasıl olmuştu da 150 kişi fark
edilememişti. Bu soruya şimdilik net bir yanıt
verilemiyor.
PKK, Aktütün Karakolu’na ilk kez saldırı düzenlemiyor. 16 yıl
önce, 12 Eylül 1992’de de Kuzey Irak’taki Basyan Kampı’ndan sınırı geçerek 22
askerimizi şehit etmişlerdi. O günlerde Erdal Sarızeybek, Şemdinli’de Tabur
Komutanı’ydı. Saldırıya bizzat şahit olmuştu. “16 yıl aradan sonra ne değişti?”
sorusunu şöyle yanıtladı: “Terörist, aynı terörist. Ama o zaman sabaha karşı
karakola saldırıyorlardı.
Bugün Dağlıca’da olduğu gibi gece hain planlarını
gerçekleştiriyorlar. Teröristlerin elinde de gece görüş cihazları, noktalamalı
silahları var. Teröristlerin o zaman da kampı Basyan’dı, bugün de Basyan. O
zaman da aynı patikaları kullanıyorlardı, bugün de... Dün ile bugünün arasındaki
en büyük fark; umudumuzu tüketiyorlar. Gelecekten umudumuzu çalıyorlar. Hepsi
bu...”
“Acele telsize gelin”
Tarih tekerrürden ibaret, denilir. O halde 16 yıl öncesine dönüp
yaşananlara bakmakta fayda var. Erdal Sarızeybek o günleri şöyle
anlattı:
“Tarih 12 Eylül 1992’yi gösteriyordu. Telsizci, Şemdinli’de
bulunan Tabur Komutanı telaşla odama girdi. ‘Komutanım, teröristler Aktütün’e
saldırıyor, acele telsize gelin’ dedi.
Karargâh bölük komutanına, takviye kuvvetleri alıp derhal
Aktütün’e hareket etmesi emrini verdim. Hemen yanıma iki asker alarak
helikopterle Aktütün’e doğru uçmaya başladık. Yaklaştığımızda bize ateş açılmaya
başlandı. Helikopter alçalınca yere atladık. Bölüğe ulaştığımızda her yerden
silah sesleri geliyor, roketler yakınlarımızda patlıyordu. Berçay sırtlarına
bakan mevziye gidip, gördüğümüz hedeflere ateş etmeye başladık.
Yaklaşık 100
metre ilerdeki evden karakola ateş ediliyordu. Emrim
üzerine, yanımdaki roketçi o evi vurdu. Bu sırada Konur Köyü’nden yardıma gelen
korucular pusuya düşmüş, emektar Sabri Ağa’nın bir yakını şehit olmuştu.
Berçay’dan ise, karanlıkta iplerle sırtlara tırmanan teröristler, mevzilere el
bombası atarak Astsubay Aşkın’ı şehit etmişti. Teröristlerin sırtlara hâkim
olduğu haberi geliyordu. Sonradan bu tepeye Aşkın Tepesi adı verildi.
Bayrak Tepe’nin güneybatısındaki sırtlarda da çatışmalar
sürüyordu. Buradaki askerlerden haber alınamıyordu. Yalnız, telsizde bir asker
sürekli yardım istiyordu. Bunun üzerine telsizi alarak askere, ‘Evladım. Ben
tabur komutanı, helikopterler bölgeye geldi. Takviye unsurlar birazdan yanında
olacak. Uçaklar havalandı. Hepsinin işini bitirecek. Dayan oğlum’ dedim. Asker,
‘Komutanım. Mermim bitmek üzere, burada bir ben kaldım. Arkadaşlarım şehit oldu’
yanıtını verdi. Ama takviyenin oraya geçmesi imkânsızdı. Bunu ona
söyleyemedim...
Telsiz konuşmasını tüm birlikler dinliyordu. Jandarma ve polis
özel harekât timleri ölümü göze alarak girdiler kayalıklara, çemberdeki
teröristlerin hepsi imha edildi, yardım götürüldü ve asker kurtarıldı. Vakit
öğleye geldiğinde, bölge tamamen askerin kontrolündeydi. Teröristlerin
zayiatının çok fazla olmasına karşılık 22 askerimiz şehit olmuştu. Olay yerine
sonradan gelen Tugay Komutanı Utku Paşa’nın ‘Neler oluyor?’ sorusu üzerine şu
yanıtı verdim: Komutanım. Teröristler tam karşımızda. Ama biz Irak’a
geçemiyoruz. Onlar her gün gelip bizi gözetliyorlar, plan yapıyorlar. Irak
tarafında tedbir almamız gerekiyor.”
__________________
Saygı ÖZTÜRK
Fotoğraf: DHA
(1067 – 15
Mayıs 2008)
|